9 Mayıs 2010 Pazar

dileğim olur musun ?

Güzel günler olsun,gülen simaların unutulmadığı..Her sabah uyandığında istediğin yüzler senle olsun.Gündüzün ayrı geçen ayrı geçmesin..
Önce dinleme öğrenilsin, sonra anlamayı, anlatmayı, anlamlandırmayı...
Güneş’e bağlamayalım umutları sabah yağmurunda da sevelim umutlarımız..Sevdiklerimize bıkmadan söyleyelim hatta anlatalım onları asla bırakmayacağımız ;ellerini attıklarında yanlarında olacağımızı..
Sevdiğimizi sözcük gerekmeden sevelim,”seni seviyorum” demek değildir ki gerçekten sevmek.Baktığında yüzüme anlamalıyım sevdiğini anlatmalıyım;üzüldüğünü,heyecanlandığını,kızdığını anlamalıyım,bağırmana gerek kalmadan…Sözcükler aramızda toz bulutu olmamalı seni bilmeliyim gerek olmadan kalıplara. Hiç tükenmeden tüketmeden ,kırmadan,incitmeden ,yara almadan yaralamadan hissetmeliyiz.. Bahar gelsin diye beklememeliyiz en güzel sevgiler kar altında da başlayabilir,yada yağmurda yürürken bir anda sessizliği bozmadan,sıcak bir bakışla… Dost sıcağında ,anne kucağında gibi samimi duyguları yaşayalım.Küskünsek küstüm,mutluysak umutlu,üzgünsek acılı,seviyorsak seviyorum diyelim, her hissi yaşayıp yaşatalım.Umut dolu güzel günler olsun bizlere...
Küçük bir dilek tut şimdi umut ettiğin, tükenmediğin,en küçük zorlukta vazgeçmediğin,olmayacak diye söylense de aslında olmasını istediğin ama korktuğun karanlıklardan,söylenenlerde yaşananlardan…Küçük bir dilek tut şimdi başkaları için mini minnacık ama sen için dünya olan küçücük bir dilek …

- Obsesif Kompulsif -

bütün merhametlerin toplandığı resim

Durduramadığımız tek şey zaman. Öyle değil mi anne? Hatırlıyor musun? Daha dün yukarı mahalledeki ahşap eski evimizin küçük odasında açmıştım gözlerimi sana. Bugün ise 20 yaşında koskoca bir kız oldum. Yıllar ne zaman geçti, bana anlattığın külkedisi masallarının sonu ne zaman geldi bilemiyorum. Ama yıllar; ne kadar geçse de benim, senin minik bebeğin olarak kalmamı engelleyemedi.

Hadi söyleyeyim: Hafif tıkırtılar arasında kahvaltı hazırlamanı izliyorum erken kalktığımda. Sabahın o vakti kırlara benziyorsun, üzerindeyse mavi çiçekli elbisen. Porselen demlikte kaynamaya başlayan menekşe çayına ne güzel şarkılar söylüyorsun sen.

Güzelsin de nasıl söylesem: rüyama giren kırlangıçlar kadar güzelsin. Bunu, sen yanaklarımdan öp diye geceleri korktuğumda yanıma melekler gibi gelmenden biliyorum. Güzelliğine yakışan tek yerin Cennet olduğunu fısıldıyor yıldızlar...
Anneciğim, ne çok zaman olmuş tatlı sesinle uyanmayalı.

Ne zaman takvime baksam, bütün merhametlerin toplandığı bir resim oluyorsun. O resimde sana papatya uzatan küçük bir çocuk oluyorum ben de. Anneler gününü kutluyorum yine, buradan uzattığım bir demet çiçekle.
Canım anneciğim, iyi ki varsın.
Seni çok seviyorum.
Kızın Betül
11 Mayıs 2001

(Not: Bu mektubun yazarı Betül kızımız, bu satırlardan dört yıl sonra 2005 Ağustos'unda aramızdan ayrıldı. "Anneler gününü kutluyor yine, oradan uzattığı bir çiçekle..." )

Alıntıdır! / Kaynak!

6 Mayıs 2010 Perşembe

hissettiklerinizi yaşayın!

‘Büyüdüğünde Kalbin Ölür’ yazılan bir yazı üstüne yapılan bu yorum bana yeniden Breakfast Club filmini hatırlattı. Film hakkında özet geçmeyeceğim elbette ama yapılan yorumdan sonra aklıma gelenleri yazmadan duramayacağım.Hele birde bunun üzerine ‘bizim kız ‘ adlı Türk Filmimizi izleyince yazmamak elde değilBundan kısaca bahsedeceğim;

...sokakta bir kız çocuğu bulunur çocuğu alıp mahalleye götürürler.Tüm mahalle bu kıza anne baba olur.Zeynep büyür sürekli başarı dolu bir okul hayatı geçirir ve mahallenin onun için kurduğu hayalleri gerçekleştirmeye çalışır..Ardından liseden mezun olur bir mahalle sıcaklığında film devam ederken farklı olaylar gerçekleşir ama esas olan mahalle sıcaklığı.Bizim devir uçundan o dönemleri yakaladı sanırım...

Biz henüz kavramlarımız kavramadan önce mahallemizde cümbüşler olurdu.(o zamanlar öyle nitelendirirdik :))Akşam 6 dan sonra başlardı sokakta hayat;mahallede...Kapı önleri önce yıkanır (ki serinlesin ortalık) ardından sandalyeler atılır beklenirdi bir iki komşu daha çıkar,derken kapı önü kapanırdı .Çaylar demlenir çerezler alınırdı bakkallardan.Babalarımız politik olaylardan tutunda futbola kadar sohbet ederken anneler danteller,örgüler , çocukların dertleri derken sohbet koyulaşır bir iki de dedikodu yapılırdı (beklide daha fazla :) ) saklambaçlar başlar, bisikletler sürülür,derken sinek ilaçlama arabaları arkasında küçük bir koşu yaptık dan sonra akşam ebesi ile sonlandırırdık günü...

Şimdi sokaklara bakıyorum da eksik geliyor bazı şeyler yokluk var sokaklarda şen kahkahalar yok etrafta,bisikletler seyrekleşmiş her sokak başı kuytu ücralara dönmüş.Sinek ilaçlama araçları da geçmez oldu –geçse de eski duman sefaları olmuyor- tadı yok sokakların yalnızlık çökmüş…insanların artık daha fazla sorumlulukları var sanırım;birbirlerine ayıracak vakitleri kalmadı kalabalıklar artık sıkıcı ve tatsız gelmekte.Mahalle sıcağında büyüyen bizler artık arkadaşlarımızın halini hatırını sormaz olduk.Yeri geliyor aramalar meşgul’e atılıyor! Neden ?

Nedenlerimiz çok aslında…Bahane üretmek de sanırım bir neden oldu.Artık eskisinden daha meşgulüz eski işlerimize ayıracak vakitlerimiz yok. Ee tabi bide teknoloji çağındayız artık kısa mesajlar la arkadaşlarımızı mutlu edebiliyoruz neden vakit harcayayım mantığı güderek telefonları cevaplamıyor daha sonra kısa bir mesajla müsait olmadığımızı belirtiyoruz .Peki bizler neler yapıyoruz da başımızı kaşıyacak vaktimiz yok? Net olarak yapılan bir şey yok aslında.TV dizilerimiz var ,facebook ,twitter gibi sosyal alanlarda yeni arkadaşlıklarımız, paylaşımlarımız,oyunlarımız var..Gerçi bu şekilde daha sosyal olduk diyenlere de hayır denilemiyor.Esas sorunumuz belirli yaşıtlardaki insanların dahi bilinçli kullanamadığı aletleri henüz ilk okul seviyesindeki çocukların ellerine vermek.Geçenler de çok can sıkıcı bir yazı okudum 13-14 yaşındaki okul öğrencileri sınıflarından bir kızın zorla fotoğraflarını çekip ona şantaj yapıyor ve henüz 3-4 yaşında olan kızın kuzenlerine tecavüz ediyor! Ardından bangır bangır içimiz yanıyor diye bağıran anne ve babalarla karşılaşıyoruz .Bu biraz çelişkiye uğratıyor beni yani elbette herkes çocuklarını sevecek! Sevgisiz hayat geçmez fakat biraz tuhaflaşmaya başladı bazı şeyler.Benim çizgi film izleyip dışarıda ip atladığım yaşlarımda şuan bir kız çocuğu onu yapmayı çocukça buluyor!Ve böyle çocuk oturup evde annesi ile saçma sapan diziler izleyip ,internette sınırsız edepsizliklerle karşılaşıyor !Sonra ondan çizgi film izlemesini beklemekte akıl alıcı bir durum olmuyor.Erken büyüyorlar,ve bazı şeylerin hiçbir zaman tadına varamayacakları yaşlarını elleri ile çürütüyorlar.

Aslında genel konuya dönersek o ya da bu şekilde büyüyoruz buna engel olmak elde değil ama her yaşın tadını çıkararak büyümeliyiz ! Kalıplara sıkışmadan kendin olduğunu belli ederek.Yaşın 25 ama oyun parkı gördüğünde içine girip de çocuklarla eğlenmek istiyorsan ve bunda engel olan ‘Elalem ne der ‘,’koskoca kız/adam oldun olmaz yürü yoluna‘ kalıpların varsa içinde; bırak onları kenara derim ben hayat kısa ne zaman ne olacağı belli değil madem niye öldürüyoruz ki içimizdeki çocuğu ,sıcaklığı?

Her şeyimle ben buyum demeliyiz,kimse beni benden daha iyi tanıyamaz ve benim niteliklerimi bilemez. Yeri geldiğinde en ciddi insan olabildiğim gibi beşik (Manisalılar salıncağa beşik diyormuş arkadaşımdan alışkanlık yaptı :) ) gördüğümde de en yaramaz çocuktan daha çocuk olabilirim.Çünkü ben buyum göründüklerim için değil hissettiklerim için yaşarım!

Büyüdüğümüzde kalbimiz ölmez onu biz ellerimizle öldürürüz ve inanın bu şuç’a ortak olacak da çok olur! Büyütmeyin kalbinizi bırakın o ne isterse sizde peşinden gidin!

Çok önceleri ,yaklaşık 3 kere ,okuduğum bir kitap adı ile bitireyim;

‘Yüreğinin götürdüğü yere git ‘ Çünkü ;o seni asla yanıltmaz !!

- Obsesif Kompulsif -

eski bir tapınak yazısı

Gürültü patrtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma.Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.Sana bir kötülük yapıldığında vereceğin en iyi karşılık unutmak olsun.Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma.İçten ol, telaşsız,kısa ve açık seçik konuş.Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları;çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil ,başarılarının da tadını çıkarmaya çalış,işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen;hayattaki dayanağın odur.Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın.İşini öyle sev ki;başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol.Sevmediğin zaman sever gibi yapma.Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme,insanları yargılarsan yüzyıllardır öğrendikleri,sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın;o;çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir.O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih etme…İlkinin acısı bir an ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.Bazı idealler o kadar o kadar derindir ki o yolda malup olman bile zafer sayılır.Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yılların geçmişcesine öfkelenme;gençliğine yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engllemesine izn verme.rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla.Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil,gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.Arasıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki;evreni yargılamak imkansızdır.onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.

Hatırlar mısın?doğduğun zamanları;sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu.Öyle bir ömür geçir ki;herkes ağlasın sen öldüğünde sen gülümse.Sabırlı,sevecen,erdemli ol.Eninde sonunda ütün senetin sensin,Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.


- ESRA -

1 Mayıs 2010 Cumartesi

henüz büyümemiş iki çocuktuk















Henüz büyümemiş iki çocuktuk.

Küçük sevinçlerimiz,çocuk kıskançlıklarımızın yanında

öpünce geçen acılarımız vardı…

Koşarken ellerin ellerimde ne de güzel görünürdü yollar

Akreple yelkovan kaçı gösterirse göstersin yanımda oluyordun ya; zaman kavramını anlamlandıramıyordum !

Unutulmayan hiçbir kavgamız yoktu

Her sabah güneşin doğuşu ile yeniden beliri veriyordu dünden kalan umutlarımız

Yeniden umutlanıyorduk güneşe dönüyor yüzümüzü yine yürüyorduk!

Şimdi ellerin yok

Yollar uzun,acımasız bir sessizlikle üstüme geliyor

Geçmiyor acılarım artık öpüldüğünde!

Ciddi gülümsemelerim var artık; unutulmuş kahkahalarım arkasına saklanmış!

Şimdi büyüdüğünü mü ima ediyorsun bana

Yokluğun mu koşturan bu sokaklarda

Ya umutlarına ne oldu onları da mı büyüttün

Uydumu bu üstüne sen mi oldun

Sessizliklere bürünmen ,konuşacaklarının tükenmesi olamaz ya ne susturdu seni?

Büyümedik biz !


- Obsesif Kompulsif -

mesajınız var!

Hayattan doğru mesajları çıkarmalı.Neden bu benim başıma geldi, deyip sızlanmak değil yapılması gereken.Başıma gelen bu şey herneyse bana ne anlatmak istiyor,almam gereken mesaj ne? Hayatımın neresinde hata yapıyorum?Nerde takılıp kaldım? Kendimize sormamız gereken doğru sorular bunlar olmalı.Başımıza gelen,ilk etapta kötü ya da felaket olarak adlandırdığımız olaylardan gerekli mesajı alıp, hayatımıza geçirmek bence önemli olan. Ancak o zaman farkında bir hayat yaşarız.Geleceğe korkularla değil kendi seçimlerimizle,üstesinden geldiğimiz zorluklar ve deneyimlerle ilerleriz.

İzlediğim bir filmde Küçük bir kız çocuğu kaçırılır.Çocuğun annesi polise durumu haber verir fakat polis bunun ciddi bir vaka olup olmadığı kanısına varmadan ,üzerinden 24 saat geçmeden birşey yapamayız der.Kısacası küçük kız vaktinde harekete geçilmediği için ölü olarak bulunur. Küçük kızın annesi olaydan bir süre sonra kendini toplayıp bir dernek kurar.Kçırılan çocukların hemen bulunabilmesi için,siyasetçilerden de yardım alarak polis teşkilatı ile öyle bir sistem kurarlar ki bu sayede bir sürü çocuğun hayatı kurtarılır.İşte anlatmak istediğim şeye tercüman olan gerçekten alıntı bir film öyküsüdür bu.

Mevlana ne güzel söylemişitr; Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine ,teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.Düzenim bozulur,hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını???


- Rabiş -