13 Nisan 2010 Salı

işte oradaydı ve atıyordu...

Bedeni kaskatı kesilmiş bir taşı andırıyordu. Saatlerdir kıpırdamadan öylece nasıl kaldığına annesi de inanamamıştı. Başı yatağın kenarına yaslanmış, kahverengi saçları yüzüne ve omuzlarına dağılmıştı. Yanaklarından süzülen tuzlu yaşlar ufka uzanan ve kenarları çakıl taşlarıyla kaplı yollara benziyordu. Dudakları zaman zaman hala titriyordu. Minicik elleri bir şeyi kaybetmenin verdiği korku ve endişeyle oldukları yere sıkıca perçinlenmişti…

***
Uzun kirpikleri perdenin arasından sızan parlak gün ışığı ile kıpırdandı… Aniden telaşla ellerine baktı, geceden bıraktığı yerde olmadıklarını görünce daha da telaşlandı. Gözlerini yanı başında uzanan babasının göğsüne odakladı… Ancak olmadı, öğrenmek isteği her neyse ona ulaşamamıştı. Korkuyla vücudu titremeye, gözleri dolmaya başladı… Zaman zaman geriye doğru çektiği pamuk ellerini bir hışımla uzattı... ve avucunda hissetti küçük dünyasının kalbini…

İşte oradaydı ve atıyordu…

- ML Schreen -

1 yorum:

çağrisma dedi ki...

> ML yine sapasağlam okkalı bir yazı..ilk okuduğumda etkilemişti.. ;)