30 Haziran 2010 Çarşamba

tek bir adım...

Martıların bağırtıları bitmek bilmez mi hiç..
Yastığa sarılmışım yine sevgilimmiş gibi… üstümdeki yorgan yalnızlığımı ört pas edememiş yine anlaşılan.
Sigaram şuralarda bir yerlerde olucaktı. Önce kahve tabi ki… ayılmam lazım saat kaç olmuş…temiz hava girmeli eve… ciğerlerim baya bulanmış…
Halbuki bugün farklı şeyler yapacaktım kendimle ilgili. Bir sabah koşusu hayal etmiştim gece yatarken. Sonrasında eve gelip bir duş alcaktım… hayal ettiklerim ya son söndürüğüm sigarayla söndü ya da pencereme gelen güvercinlerle sohbet edebilmek için açık bıraktığım pencereden uçtu gitti sanırım.
Dün düşümdüm de yatmadan ne kadar da boş her şey. İlkokulda yazdığım günlüklere dönmek üzere hayatım: “bugün de dünün aynısı oldu…”
Bir amaç bulmalıyım öncelikle bir amaç dedim… buldum buldum ama beğenemedim bir türlü. Hepsi sanki beni rüküş gösteren kıyafetler gibiydi. Sonra acaba kendimi yeterli gördüğüm noktalara mı yoğunlaşsam dedim. Onda da karar kılamadım. Biri mi olmalı dedim, elinde sihirli değneğiyle gelip beni kurtaracak, birden herşeyi değiştirecek bir kişi… o kişi zaten yoktu.
Bir his var içimde… kendimi geri dönüşüm fabrikası gibi hissediyorum nedense bu sabah. Sabahın ilk sigarasının verdiği bir şey de olmasa gerek bu. Tam karın boşluğumda şu an. Aşk gibi sanki biraz. Anlamsız bir aşk. Yine saçmalamaya başladım. Ne aşkı canım.
Evet buldum. Bugün çekip gidesim var benim. Çok uzaklara. Bilmediğim bir yere. Filmlerdeki ıssız sahil kasabaları gibi. Haydarpaşadan Sapanca’ ya giden bir tren belki. Yanımdaki kitapla ve müzik çalarımla beraber. Hemen hazırlanmalıyım. Hayatım nefes almalı biraz. Yenilemeli kendini. Bir iki gece kalmak için bir pansiyon bulurum hem kendime belki. Neden daha önce düşünemedim ki sanki. Bu hem bir ilk olacak hem de tam istediğim şeyi yapmış olacağım. Sadece sevdiğim şeyler ve ben. Ayaklarımı suya dokundurarak sigara içip kitap okumak. Burdan başlamalıyım hayallerime belki de.
Hep ertelenmiş bi hayatı yaşamak için geç olmamalı… eşyaya gerek yok. Herşeyimi burda bırakmak isitiyorum zaten. Beynimi çıkarıp bir kavonoza koymak, duygularımı bahçedeki ağacın dallarına asmak istiyorum…
Yola çıkma vakti çoktan geldi de geçiyor bile!
Sadece tek bir adım kapıdan dışarıya, kararlı tek bir adım…
Özgürüm!

5 yorum:

Seray Şan dedi ki...

Bu sabah gitmek doğuyor doğudan...
İkinci okuyuşum bu yazıyı,önümde gitmeye dair bir yol uzandı...
Hoş geldin Özgür:)

çağrisma dedi ki...

> Güzel ve sağlam bir yazı,çok beğendim...İyi bir başlangıç..Hoşgeldin Özgür.. :)

özgür dedi ki...

yol seçmekten yana değilim.seçimlerin yanlış olma korkusundan belki de... ama her zaman gitme taraftarıyım gözlerim kapalı.

Obsesif Kompulsif dedi ki...

Bir his var içimde… kendimi geri dönüşüm fabrikası gibi hissediyorum nedense bu sabah...İyi bir duygu gibi geldi bana ;) Aramıza hoşgeldin :)

cimcimecce dedi ki...

ben tersten okumaya başlamışım anlaşılan yeniden hoşgeldin aramıza bu hisleri sadece benim taşımadığımı hissettirdin bana kafamdaki cam kırıkları beynimi kanatırken,gözlerimden farketmeden acıdan süzülen yaşları silerken..bunu yapmışsındır umarım ben yapamıyorum da arkamı dönüp çekip gitmeyi başaramayanlardanım bu beyinle gidersem de daha çokkk çekerim:)