29 Mayıs 2010 Cumartesi

nefes alamıyorum


En kasvetli anlarda bağıra çağıra, söylemlerin tutulduğu dillere,tek bir parıltı yeter; akıtmak için yaşları.Sonra hıçkıra hıçkıra ağlarsın. Yaşamı unutup birden,nerde yada ne şekilde olduğunun farkına varamazsın.

Öyle bir ana denk geldim ki; beni en derin yerimden yaraladı.Sizlerle  paylaşmak istedim.

Dört gözle beklenen, özlenen Jane Campion (kendisi ‘The Piano’ filminin de yönetmenidir) filmi olan ‘Bright Star’ ı izledim bugün.Başrollerinde Ben Whishaw, Abbie Cornish ve Kerry Fox' un olduğu, ne yazık ki ülkemizde gösterime geç giren, 2009 yılı yapımı, biyografik drama tadında bir filmdi.

Ve yapılan ‘neredeyse dokunulacak bir film’ yorumlarına yüzde yüz katıldığım bir film oldu.Bunu bir aşk filmi olarak gören zihniyetlerde olabilir elbette ama ben filmin öyle bir etkisinde kaldım ki yaşanılmışlıkların bu kadar güzel dile getirilmesi beni en derinden sarstı.

Filmin hikayesi ‘Bright Star’ın yazılış öyküsünün verilmeye çalışması olarak görülüyor (Gerçek bir kurgudan oluşturulmus hikaye).John Keats karakteri beni tam anlamı ile büyüledi bir zamanlar her şeyin masum olduğu silinmişti aklımdan…

Şu yaşadığım dönemin ezici,kırıcı,hoyrat rüzgarlarından aldı götürdü yüz tutmaya yeni başlamış mor menekşelerin o büyülü kucağına.Bazılarımız aslında hayatın ne kadar kısa olduğunu söyleyip dursa da geçici bir süre düşünmeye yüz tutar bunu sayfalarımız sonra yine aynı teranelere döneriz:vakit,nakit sayılacak,sayılamayacak belirli sıkıntılarımızla boğarız kendimizi.Sadece kendimizi olsa yine iyi...

Kimi zaman olur saniyelerin hesabını yaparız da geçmez ya bir de bakarız sonra arkamızda doluşmuş anılar,acılar,kırılmış,parçalanmış ruhlar…Uzar gider listelerimiz ve düşünmeye fırsatımız dahi olmaz bazen ‘nerde,neyi yanlış yaptım’ diye.

Oysa her şeyimi planlamıştım şu kadar yiyecek,uyuyacak,tartışacak,sevecek hatta sevilecektim.Her şeyim planlanmıştır benim.Önümde uzun yıllık kalkınma planlarım mevcut buyur bak...Ama olmadı ne ters gitti…Bilemeyiz asla anında dalından koparılmış eriğin tadını,yürürken hissettiğin elin sıcaklığını,gözlerde sadece bir saniye geçebilen tutkunun heyecanını.Anı yaşa der birileri de haklı olabilirler mi?Gerçekten anlarımızın değerlerini mi biliriz yoksa o anların tadına varınca toplanıp anlarımızı mı planlarız?Aslında sadece yaşamayı bilsek yetmez mi her şeyin tadına zamanında baksak da sonra özlesek ama yinelesek tatlarımızı ve özlemlerimizi.

Brigth Star bende yoğun bir etki bıraktı anlayacağınız sadece bir aşk filmi değil sorular bırakan tartılıp düşündüren istenilse dokunulacak bir filmdi.Şiddetle tavsiye eder veda ederim fragmanla...


Ha birde filmi daha önceden indirip izleyenler varsa bunun tadına birde sinemada bakmalarını tavsiye ederim ve tabiî ki eğer ben kadar etkisinde kalırsanız acilen soundtarck’ını indirmenizide tavsiye ederim.Gözlerini kapatıp sadece müziğin ritmine uyarak bırakın kendinizi birkaç kez tekrarlansın baştan ve yeniden baştan sonra akan yaşlardan utanmadan ağlamanın tadına varın derim ;)

http://www.metacafe.com/watch/3141144/bright_star_movie_trailer/

- Obsesif Kompulsif -

7 yorum:

hacot dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum, o güzel renklerin, manzaraların en önemlisi de Ben Whishaw'un mükemmel oyunculuğunun tadına daha iyi varabilmek için sinemada izlenmeli. Ayrıca her izleyişte daha da yaralayan içe işleyen bir film, bünyede derin izler bırakan cinsten.

Esra dedi ki...

Filmi inanılmaz merak ettim desem.Söylenmek istenenlerin filme bağlanması, yaşanılanların bir film şeridi gibi insanın gözünün önünden geçmesi... O kadar güzel bir anlatım olmuş ki; filmi merak etmekten ziyade o anki hislerin aktarımına bayıldım...

Obsesif Kompulsif dedi ki...

sanırım bu kadar çok etkilenme birazcıkta gerçekten böyle birşeyin yaşanmış olmasıdır.Zaten aslında doğal olanları harcadığımız ve kendimize yeni yüzleri aktardığımız bu devirde filmde yaşanılanın o dönemlerin şaşırmadan izleyebileçeği yerleri bizlerin tesirinden çıkamayacak kadar şaşırmasıda bundandır.Beğenmene ve filmi merak etmene çok sevindim umarım en kısa zamanda izlersin;)

muko dedi ki...

ben 2. defa izledim.ama sinemada ilkti ve yaşananları böyle güzel aktarabilmesi.. aslında insanda(şimdi bu yorumu yazarkende) söyleyecek çok şeyi varmışta konuşmayı bilmiyormuş etkisi yaratıyor.içiniz kıpır kıpır oluyor o aşkı gördükten sonra ama kelimeler ağzınızdan çıkamıyor.belki bu da filmin sonuyla ilgili bir şey.

çağrisma dedi ki...

> Aysel bu kadar iştahla anlatırsın da bizler de izlemez miyiz :) en kısa zamanda izlerim inş.. ;)

Gabriel dedi ki...

Cahil cahil yazmayım bari fragmanı izleyim dedim; tam sevdiğim gibi böyle "pambık gibi" konuşuyorlar, bayıldım! Ayrıca hep gidip fotoğraf çekmek istediğim gibi yerlerde geçiyor bu film.. bu da güzel..
Sana bir sır vereyim: Kişinin tek bildiği şey "yaşamaktır" zaten. Doğarken alacağı nefes sayısı bellidir mesela. Yaşam; o nefesleri nasıl kullandığıyla ilgilidir.. Ne kadar uzun, ne kadar hızlı, kısa kısa.. yüzeysel.. yaşamak sadece nefes almakla ilgilidir- nefes aldığın gibi yaşarsın hayatı. elini karnının altına koy, bak nefes gitmiyor oraya! solunum sistemin orada devam ediyor oysa.. Bu sadece "hayatı eksik yaşamakla" ilgili;) Bu kadar bilim yeter! Zihnine sağlık:))

Obsesif Kompulsif dedi ki...

Hacot kesinlikle katılıyorum oradaki hava o kadar değiştiriyor ki bazen anlam veremediğin herşeyin cevabını alıyormussun gibi oluyor.
Muko ne güzel demişsin bende öyle hissettim bu yazıyı yazarken aslında çok şeydi vardı söylemek istediğim aam unuttum kelimelerle oynayabildiğimi..
Çağrisma bencede en kısa zamanda izlemelisin ;)
Gabriel güzel yorumun için tşk ederim fragmanda izlediğinden daha fazlası o pammuk gibi konuşmaların dokunuşların içinde bulacaksın kendini bence sende bir an önce izlemelisin çok begeneceğini düşünüyorum..